Zamanın durduğu yer: Axel Hütte’nin sergisi

Serginin adı ilginç; CHRONOSTASİS. Zamanı yontmak. Axel Hütte’nin sergisine verdiği ismin açık anlamı şu: Zamanın durması. Çok ilginç, çok çarpıcı bir görüntüyle karşılaştığınız zaman beyin daha iyi algılayabilmek için adeta zamanı durduruyor. Bir tür ağır çekim gibi. Ve belleğine iyice kaydediyor! Axel Hütte, ünlü bir fotoğraf sanatçısı. Çektiği fotoğraflarda zamanı durduruyor. Çünkü fotoğrafını çektiği yer onu büyülemiş, o anı belleğine kaydediyor. Borusan Vakfı’nın koleksiyonunda da işleri yer alan sanatçıya bu kez bir proje teslim edilmiş. Efes ve Likya bölgesindeki antik kalıntıların fotoğraflarının çekilmesi. İlk önce dört bölgeyi gezmeye niyetlenen sanatçı, gezdikçe daha çok görmek istemiş ve 2017-18 yılları arasında on dört antik şehri gezmiş, fotoğraflamış. Böylece “Asya Minör Antik Kentleri” projesi kendiliğinden gerçekleşmiş.

EN GÜZEL YERLEŞİMLER

Likya Bölgesi, Anadolu’nun en görülesi yerlerindendir: Sagalassos, Afrodisias, Didim, Milet, Aizanoi, Laodikeia, Efes, Yamaç Evler, Hierapolis, Patara, Myra, Perge, Euromos, Priene. Hiç olmazsa Efes Antik kentini gezmiş olmalısınız. Kütüphanenin kapısını çekmiş sanatçı, buralarda daha çok gece çekimlerini tercih etmiş. Çünkü amacı, sadece göstermek istediğine odaklanmanız. “Zamanı Yontmak”la kastettiği bu. Arka planı, kenarını, köşesini, yerdeki otları, daldaki kuşları yok ediyor. Kapıysa, kapı. Efes Yamaç Evler’de duvarlardaki mozaikleri çekmiş ve onları cam üzerine tabetmiş ki inanılmaz güzel sonuçlar elde etmiş. Afrodisias, Didim gibi tapınaklarda izinler alınarak gece çekimleri yapılmış. Sadece mabet ve sütunları gözüküyor. Hütte bu sergi için yapmak istediğini şöyle ifade ediyor: “Manzaranın zamansız olduğunu düşünmek yanlıştır. Yalnızca çeşitli estetik stratejilerle zamansızlık illüzyonu yaratılabilir. Fotoğraflarımda insanlara yer vermekten kaçınırım ve bunun yanında görüş alanının kesilmiş olması da oluşturduğum görüntünün kurgulandığına işaret eder.”

YANSIMALAR

Artist suda yansımaları da seviyor. Borusan koleksiyonundan daha önceki işlerinin sergilendiği salonda sık sık suda yansımaların olduğu fotoğraflarını görmek mümkün. Bu da elbette sanatçıların çok sevdiği bir görüntü. Fotoğrafların bazıları, çoğunluğun aksine birkaç ton içeren renklerde. Diğerleri siyah beyaz. Böylece o dönemin en önemli materyali, mermeri ve taşı görebiliyorsunuz. Renkler ise toprak ve kiremit renkleri. Fotoğraflarında insan figürüne yer vermeyen sanatçının özel koleksiyonda iki de insan figürlü fotoğrafı var ki insanları peyzajın içinde iyice kaybetmiş. Eserlerin yer aldığı sergi kitabı ise ArtStore’da satışa sunulmuş, bakmaya doyulmuyor!

Borusan’ın Boğaz kenarındaki Perili Köşk diye bildiğimiz holdingin ofislerinin de bulunduğu mekânında 30 Nisan’dan başlayarak görülebilecek sergiden sonra kafesinde oturup nefeslenmek için de ideal. Gitmişken Emirgân Parkı’ndaki laleleri de görün ki bir taşla iki kuş vurmuş olun. Lalenin zamanı çabuk geçer, acele edin, sergi ise ağustos ortasına kadar açık kalacak.