Efsane Oyunlar #4: Çıkışı Ardından 14 Yıl Geçen Assasin’s Creed’i Bu Kadar Efsane Yapan Neydi?

Binaların tepelerine çıkıp, her yere hoplayıp zıplayacaksın, keşişlerin arasına saklanacaksın ya da oyunda hiç aksiyon bitmeyecek deseler o tarihte aklınıza ancak tek bir oyun gelirdi Assassin’s Creed. Oyun dünyasına gerçekten “zıpkın” gibi giriş yapmış nadir oyunlardan biri olabilir. Bu oyunu efsane yapan aslında başlı başına “adı” bile denebilir. Bu bir iddia olmanın dışında oyun o güne kadar pek işlenmemiş konuları işlemeye cesaret ediyor.

Assassin’s Creed’i yorumlarda önerdiğinizi görünce aslında yüzümüz epey güldü keza bu oyunu yazmak ve neden efsane olduğunu anlatmak hepimiz için oldukça keyifli olacak. Bu arada Altair ve Ezio arasında gerçekten çok düşündük ancak “Altair” Legend ünvanı almış bir Assassin ve oyunun ilk serisi oyun dünyasını gerçekten değiştirdi. Tomb Raider, Max Payne, Prince of Persia ve Matrix’in ardından ilk defa böyle bir oyun gördük diyebiliriz. Hazırsanız Efsane Oyunlar bölüm 4 başlasın.

Tapınakçılarla Assassin’lerin büyük mücadelesi:

Efendim oyunun temel konusu Haşhaşinlerin, tapınakçılarla olan büyük mücadelesi. Tapınakçılar Cennet Elması denen insanların zihinlerine hükmeden bir cihazın peşindeler. 3. Haçlı Seferi döneminde bu objeyi almak isteyen Tapınak Şövalyeleri ortalığın anasını ağlatmış halde. Tabi biz bu konuyu nasıl öğreniyoruz? Desmond Miles isimli bir abimiz var, kendisi bir barmen ve efendi aile insanı. Bir gün Desmond’u kaçırıyorlar ve Animus isimli bir cihaza bağlıyorlar. Animus’da geçmişteki atalarınızın anılarını ortaya çıkarmanıza yarayan bir cihaz.

Desmond’ın atası orta doğunun en azılı Assassin’i Altair çıkmasın mı? Abstergo Corporation ısrarlı Desmond’ı iliklerine kadar Animus’u kullanarak sömürecekler tabi. Günümüz Tapınak Şövalyeleri Abstergo meğer böyle gen haritasında Assassin’lik olan arkadaşları kaçırıp kaçırıp Cennet Elması’nın peşine düşmüş. Elbette bunu oyunun ilerleyen süreçlerinde anlıyoruz ancak, konusu ve çekiciliği bakımından aslında Assassin’s Creed çok büyük bir atılım yapıyor. Altair’in, Al Mualim tarafından rütbelerinin düşürülüp 9 Tapınak Şövalyesi’nin peşine salınması vs. oyunu çekici yapan ilk öğe.

Oyun içi tek kelimeyle mükemmel hazırlanmış:

Assassin's Creed Serisi 1

1191 yılında geçen oyun tek kelimeyle şehir detayları ve dinamikleriyle mükemmel hazırlanmış. 4 büyük haritada biraz ara verip “manzara seyredeyim” diyebilirsiniz. Kudüs ve Şam görevleri başlı başına ayrı bir keyif sunuyor. 2007-2009 arasında böyle bir oyun yapabilmek aslında büyük kabiliyet. Ubisoft bu noktada oldukça iyi çalışmış denebilir. Tarihi oyunların en problemli tarafı dönemi anlatabilme yetenekleri. Ubisoft bunu çok rahat sağlamış.

Assassin’s Creed’in aslında tarih ve komplo teorilerini yan yana getiren özel bir tarafı da var. Serinin devamında da bunu çok rahat görebilirsiniz. Ubisoft tarihi işlemek konusunda Assassin’s Creed 1 sayesinde gerçekten büyük deneyim kazandı. Bu arada diğer oyun firmaları da Assassin’s Creed gibi oyun içi kaplamalar çalışmaya başladılar. Aslında Ubisoft’un tüm dünyada oyun piyasasına kattığı en büyük iyilik muhtemelen Assassin’s Creed’i yaratmak olmuş.

Aksiyon sürekli devam ediyor

Assassin's Creed Serisi Altair

Size şunu söylemek istiyorum, şahsi düşüncem tabi ki bu benim. Oyunda dilediğiniz kadar “serserilik” yapabiliyorsunuz. GTA’dan aslında oldukça aşina olduğumuz bir terim. Keyfi suikastlar ve kavgalar etmek insanlara sarmak oldukça eğlenceli olabiliyor. Tabi bu Altair’in yapısına tamamen ters ancak, oyunlarda serserilik etmek “oyunculuğun şanındandır”. Assassin’s Creed de hidden blade kullanmak gibisi yok bizce yani.

Bu arada oyunda sürekli peşinize birileri düşüyor ve zaten sürekli kavga etmek zorunda kalıyorsunuz. Özellikle nasıl oluyorsa Tapınak Şövalyeleri sizi sürekli tanıyor. Ya oyunun en çok eleştirilebilir bölümü burası olabilir, SMS yok, WhatsApp yok, telefon yok bir şehirden diğerine bir haber bu kadar hızlı nasıl gidebilir? Hayır robot resim çizip vermişler gibi herkes peşimizde. İşin özünde millet bizi avlamak için baya baya hevesli, yazık oyunda o kadar NPC feda etmeye pek gerek yoktu ya.

Ortam muazzam, sesler efsane

Assassin's Creed Serisi Ortam

Assassin’s Creed’in ortam sesleri gerçekten harika. Bir tapınağa girdiğinizde oyun sizi gerçekten tapınakta gibi hissettiriyor. Örneğin Şam’a gittiğinizde Türkçe konuşan askerleri duyuyor ve görüyorsunuz. Oyun dönemi öylesine güzel işlemiş ki, işte tarihi doğru entegre etmek böyle bir şey. Oyun içinde de savaşlar ve suikastlar sırasında karakterlerin çıkardığı sesler cidden sizi aksiyonun içinde hissettiriyor.

Konuşmalar yine çok iyi düşünülmüş. Desmond Miles’ın hemen hemen her duygusu bizim tarafımıza gerçekten geçiyor. Oyun yapmanın en zor taraflarından biri karakterleri oyuncuya işlemek konusudur. Bu noktada seslendirme, karakter animasyonları vs. gibi birçok öğe işin içine giriyor. Altair ya da Desmond karakterlerinden hangisini oynarsanız oynayın o anda oyunun içindesiniz. RPG oyunlar da kendinizi bu kadar oyuna kaptırmak genellikle oldukça zordur ancak Ubisoft serinin ilk oyunu Assassin’s Creed’de gerçekten sizi derinden etkiliyor.

Assassin’s Creed için doğru zaman doğru konu “İlluminati”

Assassin's Creed Serisi ilk sahne

2004-2009 tarihleri arasında dünyada nedensiz bir şekilde ortaya çıkan İlluminati teorilerinden dolayı aslında Assassin’s Creed için ortam oldukça müsaitti. Herkes Tapınak Şövalyeleri kim? İlluminati kim? Diğer tarikatlar kim? Araştırıp duruyordu. İnternetin de herkesin evinde olmaya başladığı dönemlerde bu konular patlak verince Ubisoft zannedersek ilk oyun için en doğru konuyu seçmiş. Ezoterik tarikatlar ve kutsal emanetler araştırmalarının zıpladığı bir dönemde bu oyunu çıkarabilmek büyük meziyet.

Oyuna ilginin artması da aslında tamamen bununla paralel ilerliyor. Yani insanlar bir şekilde “aa lan bu konuları işleyen bir oyun var alalım” diyerek de Assassin’s Creed’e ilgi gösterdiler. Bu arada oyunun fragmanı da kendisini çok iyi sattı keza Ubisoft yine ilk fragmanda oyuncuları direkt Tapınak Şövalyeleri’nden vurdu.

Oyun mekanikleri muazzam dostum… (O dönem için)

Assassin's Creed Serisi Ortam

Hidden blade desen var, kılıç desen var, kundaklı yay desen var yani daha ne olsun. Duvarlara sıçra, önündekileri it ve muazzam bir savaş yaşa. Daha önce de duvarlara tırmanıp çeşitli akrobasi hareketleri yapabildiğimiz oyunlar oynamıştık ancak Assassin’s Creed bu konuda yarattığı serbestlik deneyinle en interaktif oyun olabilir. Her an her yere tırmanabilir, birinin kafasına çökebilirsin. Bu oyunu bir şekilde konsolda deneyimlemiş kişiler, ellerini gamepadden hiç ayırmadan ne kadar koştular lütfen yorumlarda belirtsinler.

Oyun Yamakasi filmini oynamak gibiydi. Şöyle düşünün bir binanın çatısındasınız ardından gizli bir geçitten binanın içine giriyorsunuz. Tavan ahşaplarından gayet akrobatik şekilde yürüyüp, bir anda altınızda yer alan tapınakçının boynuna hidden bladei sokuyorsunuz. Hemen ardından iple yukarı tırmanıp, binaların çatılarından kaçmaya başlıyor ve saklanıyorsunuz keza arkanızdan koşan askerler yakalarlarsa öttürecekler. Dövüş, oynanış, kaçış her şey o kadar incele hesaplanmış ki… Ubisoft’un bu dünyaya iki tane armağanı olabilir. Biri kesinlikle Prince of Persia, diğeri de Assassin’s Creed serisi.

Assassin’s Creed neden efsane?

Aslında yukarıda birçok açıdan oyunun efsane olma nedenini anlattık ancak son bir kez toparlayalım. İlk olarak oyunun tarihi ele alışı, Haşhaşîler’i ve Tapınak Şövalyeleri’ni konu alması bir kere en büyük neden. Assassin’s Creed dünyasını yaratan Ubisoft karakter kıyafetleri ve tasarımlarını öyle ince düşünmüş ki; “suikastçı dendiği zaman akıllara Altair’in kıyafeti geliyor önce”. Oyun mekanikleri, sesler, içerikler ve devasa bir topluluğa dönüşen bir yapı var ortada.

Assassin’s Creed aslında “negatif” bir karakterin nasıl “pozitif” olduğunu da insanlara anlatmış oldu. Cinayetler işleyen bir suikastçıyı canlandırıyoruz oyunda ama aslında bu suikastların tamamının nedenleri olduğunu anlıyoruz. Assassin’s Creed’in arından çıkan tüm oyunlar seriyi bir şekilde tamamlıyor. Bu oyunun efsane olmasındaki en büyük neden “serinin ilk oyunu olması” diyebiliriz. Altair bize Assassin’s Creed dünyasının kapılarını açtı ve aslında bitmeyen bir serüveni yaratmış oldu.

Sizler Assassin’s Creed konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu arada önümüzdeki hafta incelememizi istediğiniz oyunu lütfen yorumlarda belirtin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir